Archive for the Category »Bebek ve Çocuk «

Zihinsel istismar

17

Zihinsel istismar

Anne ve babalar, eğitimciler, çocukları seven herkesin özellikle dikkatini çekmek istediğim bir konu var “zihinsel istismar”. Farkında olmadan hepimizin maruz kaldığı ve bir şekilde istismar uyguladığı bir durumdur. Yaşanılan travmalar psikologlar ve uzmanlar tarafından incelendiğinde görülüyor ki aslında hepimizin birbirine uyguladığı bir şiddet biçiminin adı zihinsel istismar. Kesiklerin, darpların izleri hemen görülür ve tedavi edilebilir ama zihinsel istismarın izlerini bulmak, ortaya çıkarmak, tedavi etmek çok zordur.

Peki nedir bu zihinsel istismar? Biz hangi davranışlarımızla, sözlerimizle özellikle çocuklarımızı zorluyoruz?

Tehditler Savuruyoruz!
Eğer bunu bir daha yaparsan seni sevmeyeceğim” cümlesi buna en güzel örnektir. özellikle gelişim çağının ilk evrelerinde olan çocuklara söylediğinde etkisi ömür boyu karakterinden silinmeyecek izler bırakabilir. Siz de böyle bir tehditle karşılaştıysanız, o an neler hissettiniz, hatırlayınız. Bunula beraber “seni uzağa bırakacağım”, “bir daha hiç görüşmeyeceğiz” gibi sözler savurduğumuz en yaygın tehditlere örnektir.

En çok beni sevsin istiyoruz.
En masumu da çocuklarımızı yetiştirip terbiye ederken “beni herşeyden daha çok sev” mesajını onlara yüklemeye çalışmaktır. Buna örnek olarak “annemizi herşeyden çok sevmeliyiz” mesajı olabilir. Anne sevgisini her konuda ve olayda vurgulamak, tehdit unsuru yapmak çocuklarda şiddetli korkulara, kaybetme duygularına neden olabilir. “Evden gidip bir daha hiç gelmeyeceğim” diyen bir anneyi o an için mazur görebiliriz, peki ya bu sözü duyan 5 yaşındaki çocuğunun dünyasındaki yol açacağı büyük sarsıntıyı nasıl engelleyeceğiz? Bu tehditlerin ileride özellikle duygusal ilişkilerinde onu nasıl zorlayacağını bir yetişkin olarak düşünmek zorundayız.

Dövmekle tehdit ediyoruz.
Fiziksel şiddet tehditleri, özellikle topluluk içinde böyle bir tehditle çocuklara yaklaşmak derinden etkilenmelerine neden olabilir. Sosyal ortamlarda çekingen, özgüveni düşük olarak yetişmelerine neden olabilir.

Sözlerle yaralıyoruz.
Aynı zamanda iletişim kurarken seçtiğimiz sözcükler, ses tonumuz, beden dilimiz farketmediğimiz kadar yaralayıcı olabilir. özellikle sözlü kınamalarımızda aşırılığa kaçmak travmalara sebep olabilir. Bir çocuğu sürekli “işe yaramaz”, “kötü” ilan etmek kendini kötü hissetmesine ve öyle olduğuna inanmasına yol açabilir.Böyle bir durumla karşılaşmayı hangi yetişkin kabul edebilir, öyle değil mi? Bir çocuğa sürekli olarak “haylaz” olduğunu söylemek kişilik alt yapısının olumsuz bir zemine kaymasına neden olabilir. Bunun istenmeyen davranışların tekrar edilmemesi gerektiği anlatılırsa travmatik durumların yaşanılmasını engeller. Sürekli yaramazlığını vurgulamaz olumsuz pekiştireç görevini görür, istenmeyen davranışlar devam eder. Aynı zamanda çocuğun ruh dünyası sarsılarak sağlığını yütürebilir.

Kıyaslıyoruz.
Ozellikle okul başarısında çok sık rastlanılan bir durum olarak kıyaslama çocukların en çok tepki verdikleri durumlardan birisidir. “Arkadaşın Selin tam puan almış, sen alamamışsın” diyerek kıyaslamaya başlıyoruz. Genelde örnek göstermek, çocuğun önüne hedef koyarak aşmasını sağlamak için yaparız. Ama bu karşı taraf için acı veren bir durum olabilir. özellikle bu kıyaslamayı kardeşler arasında yapmak daha kaçınılması gereken bir durumdur. Anne ve babaların bir çocuğunu diğerine göre daha çok sevdiğine çoğumuz şahit olmuşuzdur. Daha az ilgi gören çocuğun içinde yaşadığı sevilmeme durumu ileride kendisini ” kurban” olarak hissetmesine olumsuz zemin hazırlayacaktır. Sağlıklı olmayan ilişkiler geliştirmesine, yanlış arkadaş seçimine, mutsuz evliliklere, özgüvenden yoksun bir iş yaşamına neden olabilir. çocukluk çağında yaşanan küçük travmalar yetişkin olunca özellikle büyük mutsuzluklara dönüşebiliyor. Bu nedenle çocuklarımızı eğitirken “ben olsam ne düşünürdüm” diye düşünmeyi elden bırakmamız çok önemli. Nihayetinde kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi özellikle çocuklara yapmaya anne-babalar ve eğitimciler olarak bizlerin hakkı olmadığını düşünüyorum. İç iletişimimizi ve çocuklarla olan iletişimizi sağlıklı olarak güçlendirmek için kaynaklara ve uzmanlara danışmayı tavsiye ediyorum.

Sağduyulu, bol empatili, huzur ve sevgi dolu günler dilerim.

Bebeğe Alınması Gereken İlk Oyuncaklar

9

Bebeğe Alınması Gereken İlk Oyuncaklar

Bebek dünyaya geldiği ilk andan itibaren anne ile iletişime geçer . Annenin sonsuz sevgisini hisseden bebek daha sağlıklı bir gelişim gösterir. Bebeğin gelişimi; sevgi ve ilgiyle beslenirken oyuncaklar da bu sürece katılmalıdır.

İlk oyuncaklar neler olmalıdır?

Sallanan oyuncaklar: İlk ay oyuncağının göz hizasında olması çok önemlidir. Sallanan renkli oyuncaklar seçebilirsiniz. Başlangıçta bebek bu oyuncağa bir süre ilgisiz kalsa da dış dünyaya uyum sağladıkça ilgisi artacaktır. Bu tip oyuncaklar bebeğin algısını güçlendirerek çevresini daha çok fark etmesine yardımcı olacaktır.

Sallanan oyuncak ve objeyi aralıklarla değiştirin. Bebeğiniz bu değişimi fark edecektir.

Renkli oyuncaklar: Sallanan objelerin canlı renklerde seçilmesi önemlidir. Kırmızı, mavi, yeşil renklerde olabilir. Parlak renkli oyuncaklar da olabilir. Yatağan yakın çevresine de bu renkli oyuncakları yerleştirebilirsiniz. Diğer aylarda başını hareket ettirmeye başladıkça bu oyuncaklar da dikkatini çekmeye başlayacaktır.

Sesli oyuncaklar: Bebeğin çevresinin farkında olmasını sağlamak için oyuncaklar bebeğin duyularına hitap etmelidir. İşitme duyusunu güçlendirecek müzikli dönenceler ilk ayda çok yararlıdır. Bu oyuncak; bebeğin farklı sesleri de fark etmesini sağlayacaktır. Bir müzik kutusu, cd çalar da işe yarayabilir. Özellikle de uykuya geçiş zamanlarında çalacağınız müzikler onu rahatlatarak daha sakin ve huzurlu bir şekilde uykuya dalmasını sağlayacaktır.

Anne – Baba da ilk ay oyuncaklarıdır. Dokunulmak bebeğin sevildiğini, değer verildiğini ona hissettirir. Güven duygusu kazandırır. Yüzünüz ve gülüşünüz onun için en eğlenceli oyuncaktır. Yüzünüzü ona yaklaştırın ve sesli bir şekilde gülümsemeye başlayın. Onu sevdiğinizi söyleyin. Şarkılar, ninniler söylediğinizde sizi dikkatlice dinlediğini, her yaklaştığınızda heyecanlandığını fark edeceksiniz. Onunla ne kadar çok konuşursanız o kadar çok uyaran alır. Sizinle iletişimi artar ve annesi olduğunuzu daha çok fark eder.

Oyuncaklar; bebeklik döneminde çok önemlidir. Bebeğin tüm duyuları için uyaran görevindedir. Dış dünyayı daha çok algılamasına, görsel ve işitsel dikkatinin artmasına olanak sağlar. Bebeğin diğer aylarda göstereceği gelişim aşamaları için bir temel oluşturulmasına yardımcı olur.

Çevresinin daha çok farkında olan bebek; çevresi ile daha fazla iletişim kurar, güven duygusu gelişir ve mutlu bir çocuk olmanın temellerini atmış olur.

Eskiden Anne Olmak Daha mı Kolaydı?

10

Eskiden Anne Olmak Daha mı Kolaydı?

Anne olmak… Hiç şüphesiz harika bir duygu. En zor koşullarda çocuğunu büyüten anneler bile içtenlikle bu cevabı verebiliyor. Şimdiki anneler; toplumsal olarak daha fazla rol taşıyor. Hem mutlu bir eş, hem iyi bir anne hem de başarılı bir iş kadını olma çabası gösteriyor.

Bu inanılmaz çabanın içerisinde yorgun düşen annelerin sayısı oldukça fazla. Yorgunluğun nedenlerini çalışan annenin bir gününü inceleyerek rahatlıkla bulabiliriz:

Sabah gözlerini açtığında kendisinden önce uyanan küçük aşkına özlemle sarılmak, sağlıklı büyümesi – beslenmesi için ona kahvaltı hazırlamak, eşinin kıyafetleri ile ilgili sorularını cevaplamak, işe gitme vakti geldiğinde bebeğinin ağlamaması için ona sıcacık öpücükler ve ikna sözcükleri ile veda etmek. (Bir çok anne bu ayrılık anlarını bizlere klinik ortamlarda gözyaşları ile anlatmaktadır.) Aklının evde kaldığını hissetse de bu duygularına gem vurup iş yerine kocaman bir gülümseme ile girmek. Toplantılara katılmak, müşterilerle iyi ilişkiler kurmak, gün içerisinde bakıcıyı ya da anaokulunu arayıp nasıl olduğunu sormak ve akşam yapılacaklarla ilgili bir plan oluşturmak. İş bittiğinde ayaklarını uzatıp bir koltukta sızmak isteği ile eve girse de çocuğunun “Anneeee!!..” sözcükleri ile sımsıcak olan bu karşılama ona yeni sorumlulukları hatırlatır ve bir koşturma daha başlar. Yemekler, bulaşıklar, günün özeti sohbetler, çocukla oyun, dersler, eşle kısa bir nasılsın – günün nasıl geçtiler, evin yeniden toparlanması, ertesi gün yapılacaklar ve uykuya geçiş… Saatin geç olduğunu fark etse de bugünün iyi bittiği huzuru içinde, her şeyi kabullenerek yeni gün için gözlerini kapatmak. İşte bugünün anneleri…

Eskiden anneler çoğunlukla çalışmıyordu. Evdeydi, eşini gülümseyerek yolcu ettikten sonra evdeki işlerini yapar, çocukları ile birebir ilgilenir, onlara yeterli düzeyde ilgi ve sevgi gösterebilirdi. Okul toplantılarına gidebilir, gerekli bilgileri öğretmeni ile karşılıklı konuşarak alınması gereken önlemleri alabilirdi. Komşuları ile yaptığı oturma sohbetleri ve çarşı alışverişleri ile kendisine zaman da ayırabiliyordu.

Şimdiki anneler; çocukları ile yeterli düzeyde zaman geçiremediği için mutsuz oluyor. Suçluluk duyguları ve yeterli bir anne olamama düşüncesi ile daha gergin, sinirli olarak çocukları ve eşleri ile daha fazla çatışmalar yaşayabiliyor. Özellikle de; çocuklarının bebeklik döneminde çalışmak zorunda olan annelerde bu durumla daha fazla karşılaşıldığını gözlemliyoruz. Yapmak istediklerine bir türlü yetişemeyen, uykusuzluk nedeni ile dinlenemeyen kadınlarda cinsel problemlerde de artma gözlenmektedir. Bu süreç de sağlıklı bir evlilik yapısına büyük zararlar vermektedir.

Teknolojinin gelişmesi ile; şimdiki anneler ev işlerinde daha rahat gibi gözükse de bir annenin ailedeki rolü oldukça fazla olduğundan saatler gün içerisinde bir türlü yeterli olmamaktadır. Şimdiki babalar eski babalara göre evde eşlerine daha yardımcı. Mutfakta ya da çocuklarla ilgili sorumluluklarda birebir rol alabiliyor. Bu aktif katılım şimdiki annelerin işini biraz daha kolaylaştırıyor tabiki. Evdeki sorumlulukların eşler arasında paylaşılması eşler arasındaki iletişimin artmasına ve evlilik ilişkisinin güçlenmesine neden olabilmektedir. Bu desteği eşinden yeterli düzeyde göremeyen kadınlarda bunun aksini de düşünebiliriz.

Şimdinin anne babaları yaşama karşı daha endişeli ve kaygılı gözüküyor. Çocuklarının geleceği için dünyayı daha tehditkar algılamaları, yaşamın zorlukları karşısında ayakta durmak için gerekli becerilerin ve eğitimin kazanılması gerektiği ile ilgili yoğun endişeler anne babaların çocuklarının büyüme sürecinde daha fazla müdahaleci, takipçi ve gözlemci olmalarına neden oluyor. Bu fazla müdahaleci davranışların, kaygıların, koruyucu ve kollayıcı aile yapısının çocuğun yaşamı boyunca ailesine daha bağımlı olması, daha fazla ihtiyaç duyması ya da bu müdahalelerden sıkıldığı için tepkisel davranması sonucunu doğurduğunu gözlemlemekteyiz.

Bugünün değişen evlilik anlayışı ve çalışan kadının özgürleşmesi ile boşanmaların geçmiş dönemlere göre daha fazla arttığını araştırmalar da gösteriyor. Evlilik ilişkilerinde yaşanan çatışmalar ve bu çatışmaların boşanmalarla sonlanması çocukların maddi ya da manevi sorumluluklarının çalışan anne tarafından daha fazla alınmasına neden olabiliyor. Boşanmış bir kadının toplumdaki yeri, anne olmasının vermiş olduğu toplumsal sorumluluklar da bugünün annelerinin en çok zorlandığı durumlardan biridir. Bu süreçlerde de anneanneler, babaanneler ve dedeler çalışan ya da yorgun olan anne adayına daha fazla destek olmaktadır. Bu ilgi ve sevgi dolu desteğin varlığı bugünün anneleri için büyük bir şanstır.

Şimdiki anneler çocuk eğitimi ve psikolojisi ile ilgili bilgileri internet ortamından ve kitaplardan daha fazla inceliyor, araştırıyor. Psikologlara, pedagoglara ve doktorlara sorular soruyor. Bu elbette ki daha sağlıklı bireyler yetiştirmede çok olumlu bir gelişmedir. Her yeni bilgi daha iyi bir anne – baba olmak için neler yapılması gerektiğini beraberinde getiriyor. Daha iyi, daha başarılı ve daha sağlıklı bir çocuk yetiştirme konusunda şimdiki anne – babalar daha mükemmeliyetçi davranıyor. Bu mükemmeliyetçi çaba bazen annelerin “Neleri eksik yaptım?“, “Bu davranışlarım çok kötü sonuçlara mı neden olacak?“,”Geç mi kaldım?” gibi kaygı ve endişeleri de beraberinde getirebiliyor. Çocuk yetiştirmedeki mükemmeliyetçi tutumlar şimdiki anneler tarafından daha dengeli bir şekilde uygulanmalıdır.

Mükemmeliyetçi Anne – Baba Olmak

4

Mükemmeliyetçi Anne – Baba Olmak

Anne ve babaların çocuk yetiştirme sürecindeki yaklaşımları; çocuğun kişilik gelişiminde etkin bir rol oynar.

Çocuk; yetişkin olmanın adımlarını atmak için çocukluk döneminde edindiği bilgi, deneyim ve becerilerini kullanır. Mükemmeliyetçi bir davranış biçimi içinde çocuklarını büyüten aileler, doğru bir yaklaşım biçimi sergilememektedir.

Bu tip anne babalar; çocuklarından en doğru davranış biçimini beklemektedir. Çocuk yaşamın her alanında en iyisini başarmalı ve en yüksek performansı göstermelidir. Bu durumun nedenleri ve sonuçları ayrıntılı olarak yetişkin dili ile anlatılır. Sonuç iyi olursa çocuk çok şey kazanacak , anne baba daha mutlu olacak ve onu daha fazla sevecektir. Bu değerlendirme ve konuşma yapılırken çocuğun sahip olduğu kapasite göz önünde bulundurulmaz. Evde bir çok alanda kurallar ve sınırlar önceden belirlenmiştir ve çocuk buna uymak zorundadır. Uyulmadığı takdirde keskin sınırlar ve cezalar ortaya çıkabilir. Bu tip anne babalar daha çok titiz, temiz ve düzenlidir. Evlerinde birçok şeyin yeri belirlidir ve asla değiştirilmemelidir. Mükemmeliyetçi kişilik özellikleri gösteren bu anne babalar kendi yaşamlarında ve işlerindeki performanslarında da başarı odaklıdır. Bu mükemmelliği yakalayamadıklarında çabuk mutsuz olabilir öfkelenme tepkileri gösterebilirler. Bu durum çocukları ve eşleri ile ilişkilerine olumsuz bir şekilde yansımaktadır.

Bu tip anne babaların çocukları yaşamın her alanında en iyi olmak ister. Yenilmeyi hatta ikinci olmayı bile asla kabul edemez. Bunun için büyük çaba gösterir. İstenilen hedefe ulaşmak için gereken her şey yapılmalıdır. Örneğin; derslerinin hepsinden sınıfın en yüksek puanına ulaşmak için okuldan gelince yemek yer ve hemen ders başına oturur. Uzun sürelerle çalışır. Sosyal yaşamdan , arkadaşlarından tamamen kendini soyutlar. Hedefe ulaştığında kendine güvenir, herkesin ilgi odağı olduğu ve onu sevdiği düşüncesine kapılır. Başarı onun için her şeydir. Ergenlik ve yetişkinlik döneminde bu çabalar daha çok yoğunlaşır ve mutsuzluklar artma gösterir. Karşı cins tarafından tercih edilmemek, ilgi odağı olamamak büyük mutsuzluklar yaşamasına neden olur. Bu büyük mutsuzluklar intihar düşüncelerini beraberinde getirebilir. Aşağılık duyguları yaşayabilir. Bu çocuklar; başaramadıklarını gördüklerinde her şeyi bırakma davranışı da gösterebilir. Sınav dönemlerinde; kaygıları daha yüksektir. Başarılı olsa da hedefledikleri gibi başaramayacağı düşüncesi bu kaygı düzeyini daha da arttırmaktadır. Yetişkinlik döneminde de mükemmel bir iş , mükemmel bir ilişki , eş, mükemmel bir çocuk hedefler. Bu sonuca ulaşmak için uzun yıllar gösterilen yoğun çaba bireyi zamanla yormakta ve fizyolojik ya da psikolojik rahatsızlıklar için zemin oluşturmaktadır.

Yaşamda sağlıklı , mutlu ve başarılı çocuklar – yetişkinler yetiştirmek isteyen anne – babalar; çocuklarına güven duyduğunu ve onu her koşulda sevdiğini göstermelidir. Onun farklı bir birey olduğunu, kapasitelerinin, ilgi ve becerilerinin ona özgü olduğunu unutmamalıdır. Anne ve baba çocuk için doğru bir model olmayı becerebilmelidir. Çocuğun kendi fikirleri aile içinde alınır ve karar çocuğa bırakılır. Kurallar aile içinde birlikte alınmalı ve bu kurallara ailenin her üyesi uymalıdır.

Anne Olmak

2

Anne Olmak

Anne olmak… Bir kadına inanılmaz duygular yaşatır.

“Bu duyguyu aynı şekilde hissettiren dünyada başka hiçbir şey yok.” diyen annelerle defalarca karşılaştım. Yaşamın koşturmacası ve sorumlulukları içerisinde bebeklerini dünyaya getiren, saatlerce uykusuz kalarak sabırla onları büyüten, besleyen, ilk adımlarını attığında dünyalara sahip olduğunu düşünen, küçük aşkının uykuya huzurla daldığını gördüğünde kendisi de huzurla dolan, okuldaki gösterisinde aldığı ufak rollerle yaşamda tek başına durabildiğini hissettiğinde gözyaşlarına boğulan, başarıları ile gurur duyan, hatalı bile olsa onu hemen affedebilen ve evlendiğinde – çocuk sahibi olduğunda büyüdüğüne bir türlü inanamayan anneler… Bu büyük fedakarlıkları bir çocuk için başka kim yapabilir. Kim karşılıksız büyük bir sevgi gösterebilir.

Aile bir sistemdir . Bu sistemin sağlıklı olarak işlemesi parçalarının sağlam olmasına bağlıdır. Bu parçalardan birisinin arızalanması durumunda acil olarak tamir edilmesi gerekir. Anne – baba ve çocuklar bu sistemin asıl parçalarıdır. Anne , baba ya da çocuklardan birisinin duygusal olarak zarar görmesi sonucunda diğer ikisinin tamir için harekete geçmesi gerekmektedir.

Ailesi ve çocukları için bu güzel duyguları hisseden anneler bazen yorgun düşebiliyor. Çevresindeki kişilere ve olaylara karşı öfke ve kızgınlık hissedebiliyor. Bu durumlarda anlaşılmak ve daha fazla değer görmek ihtiyacı duyabiliyor. Bu durumda; ona destek olmak için ilk görev eşlere ve çocuklara düşer.

Evin annesinin; olumsuz duygularını paylaşın. Beklentilerinin neler olduğunu dinleyin. Onu sevdiğinizi ve onun duygularının sizin için önemli olduğunu ona fısıldayın. Onu anladığınızı ifade eden sözcükler söyleyin, mimikler ve davranışlar gösterin. İstekleri karşısında yapabileceklerinizi söyleyin, yapamayacaklarınız hakkında nedenlerini ile birlikte bilgi verin. Onu biraz olsun gülümsetmek için geçmişte birlikte yaşadığınız güzel bir anınızı hatırlatın. Sonra ona sımsıkı sarılın ve… ona size bebekliğinizden itibaren yaptığı her şey için “ TEŞEKKÜR EDİN”..

Bir anneyi en mutsuz anında bile mutlu edecek en güzel şey bu anlamlı cümledir…

Tüm anneler hep mutlu, her günü kutlu olsun… 

Anne Olmak

Anne olmak… Bir kadına inanılmaz duygular yaşatır.

“Bu duyguyu aynı şekilde hissettiren dünyada başka hiçbir şey yok.” diyen annelerle defalarca karşılaştım. Yaşamın koşturmacası ve sorumlulukları içerisinde bebeklerini dünyaya getiren, saatlerce uykusuz kalarak sabırla onları büyüten, besleyen, ilk adımlarını attığında dünyalara sahip olduğunu düşünen, küçük aşkının uykuya huzurla daldığını gördüğünde kendisi de huzurla dolan, okuldaki gösterisinde aldığı ufak rollerle yaşamda tek başına durabildiğini hissettiğinde gözyaşlarına boğulan, başarıları ile gurur duyan, hatalı bile olsa onu hemen affedebilen ve evlendiğinde – çocuk sahibi olduğunda büyüdüğüne bir türlü inanamayan anneler… Bu büyük fedakarlıkları bir çocuk için başka kim yapabilir. Kim karşılıksız büyük bir sevgi gösterebilir.

Aile bir sistemdir . Bu sistemin sağlıklı olarak işlemesi parçalarının sağlam olmasına bağlıdır. Bu parçalardan birisinin arızalanması durumunda acil olarak tamir edilmesi gerekir. Anne – baba ve çocuklar bu sistemin asıl parçalarıdır. Anne , baba ya da çocuklardan birisinin duygusal olarak zarar görmesi sonucunda diğer ikisinin tamir için harekete geçmesi gerekmektedir.

Ailesi ve çocukları için bu güzel duyguları hisseden anneler bazen yorgun düşebiliyor. Çevresindeki kişilere ve olaylara karşı öfke ve kızgınlık hissedebiliyor. Bu durumlarda anlaşılmak ve daha fazla değer görmek ihtiyacı duyabiliyor. Bu durumda; ona destek olmak için ilk görev eşlere ve çocuklara düşer.

Evin annesinin; olumsuz duygularını paylaşın. Beklentilerinin neler olduğunu dinleyin. Onu sevdiğinizi ve onun duygularının sizin için önemli olduğunu ona fısıldayın. Onu anladığınızı ifade eden sözcükler söyleyin, mimikler ve davranışlar gösterin. İstekleri karşısında yapabileceklerinizi söyleyin, yapamayacaklarınız hakkında nedenlerini ile birlikte bilgi verin. Onu biraz olsun gülümsetmek için geçmişte birlikte yaşadığınız güzel bir anınızı hatırlatın. Sonra ona sımsıkı sarılın ve… ona size bebekliğinizden itibaren yaptığı her şey için “ TEŞEKKÜR EDİN”..

Bir anneyi en mutsuz anında bile mutlu edecek en güzel şey bu anlamlı cümledir…

Tüm anneler hep mutlu, her günü kutlu olsun…