Archive for the Category »Erkek sağlığı «

Mesane Tümörleri (İdrar Kesesi Tümörleri)

Mesane Tümörleri (İdrar Kesesi Tümörleri)
Mesane tümörü erkeklerde kadınlardan 3 kat daha sık görülür. Erkeklerde prostat, akciğer ve kalın barsak kanserlerinden sonra dördüncü sıklıkta görülen kanserdir. Erkeklerde kanser vakalarının yaklaşık olarak %7’sini oluşturur. Kadınlarda en sık görülen dokuzuncu kanserdir ve tüm kanser vakalarının %2.5’ini oluşturur.

Mesane kanseri çocukluk dahil her yaşta olabilir. Ancak genellikle orta ve ileri yaş hastalığıdır. Görülme sıklığı yaşla orantılı olarak artmaktadır.

Nedenleri
Birçok tümör baskılayıcı genin inaktivasyonu mesane kanseri oluşumunda rol oynadığı bildirilmektedir. Günümüzde mesane kanseri oluşumu ile ilgili olduğu gösterilen en önemli tümör baskılayıcı genler TP53 ve hücre siklüsü inhibitörleri RB, P21, P27 ve P16’dır.

Çevresel karsinojenlere maruz kalma mesane kanseri gelişiminde çok önemlidir. Baca temizleyicilerde, plastik ve lastik sanayi çalışanlarında mesane kanseri daha sık görülmektedir. Ayrıca sigara içenlerde mesane kanseri içmeyenlere oranla 4 kat daha fazla görülmektedir.

Bulgu ve Belirtiler
Mesane tümörünün en sık bulgusu idrarda ağrısız kanamadır. İdrarda ağrısız ve aralıklı kanama, hastaların yaklaşık olarak %85’inde görülmektedir. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, zor idrar yapma gibi yakınmalar da mesane tümörünün ilk belirtileri olabilir. Kanama ile idrardan pıhtılar da gelebilmektedir. Bunların yanı sıra karın alt bölgesinde veya bel bölgesinde ağrı bu yakınmalara eşlik edebilir.

Bulgu ve Belirtiler
Mesane tümörünün en sık bulgusu idrarda ağrısız kanamadır. İdrarda ağrısız ve aralıklı kanama, hastaların yaklaşık olarak %85’inde görülmektedir. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, zor idrar yapma gibi yakınmalar da mesane tümörünün ilk belirtileri olabilir. Kanama ile idrardan pıhtılar da gelebilmektedir. Bunların yanı sıra karın alt bölgesinde veya bel bölgesinde ağrı bu yakınmalara eşlik edebilir.

Tanı
Tanıda idrar tetkikleri önemli yer tutmaktadır. Tam idrar tahlilinde idrarda kan hücrelerinin (eritrosit) görülmesi tümör şüphesini ortaya koymalıdır.

İdrar Sitolojisi
İdrarın bir patolog tarafından incelenip kanser hücrelerinin saptanmasına dayanan bir yöntemdir. İdrar sitolojisi sensitivitesi düşük dereceli tümörlerde düşük, yüksek dereceli tümörlerde ise en fazla %80 olan bir yöntemdir.

Diğer İdrar İncelemeleri
Günümüzde tanıda kullanılan bazı testler mevcuttur. Bunlardan BTA stat ve NMP22 yurdumuzda da kullanılan testlerdir. Ancak küçük tümörler için sensitiviteleri düşüktür. Diğerleri ImmunoCyst ve UroVision DNA FISH testleridir. ImmunoCyst muhtemelen küçük ve düşük dereceli kanserler için en yüksek sensitiviteye sahipken, UroVision DNA FISH en yüksek spesifiteye sahiptir.

Sistoskopi
Mesane tümöründen şüphelenildiğinde kesin tanı için en kolay ve emin yöntemdir. İdrar yolundan (üretra) optik bir aletle girilerek 8-10 kat büyütülmüş görüntülerle idrar kesesinin içerisi görülebilir. Fleksibl sistoskopi lokal anestezi ile bile yapılabilen basit ancak çok değerli bir tanı yöntemidir.

Görüntüleme Yöntemleri
Mesane tümörü tanısında en basit görüntüleme yöntemi karından yapılan ultrasonografidir (Batın Ultrasonografisi). Belirli bir büyüklüğe ulaşan tümör ultrasonografide görüntülenebilir. Diğer yöntemler Bilgisayarlı tomografi (CT/BT), Manyetik Rezonans (MRI) ve İntravenöz Ürografi’dir (İVP). Ayrıca Pozitron Emisyon Tomografi’si (PET) de bu hastalığın yayılım derecesini göstermede çok yararlıdır.

Evreleme
Mesane duvarı 3 ana tabakadan oluşmaktadır. 1) Mukoza 2) Lamina propria 3) Muscularis propria (kas tabakası). Ta tümörler mukozaya sınırlıdır. T1 tümörler ise lamina propria’ya bulaşmış tümörlerdir. T2 evresinde yüzeyel kas tabakası, T3 evresinde de derin kas tabakası tutulmuştur. Karsinoma insitu ( Cis ) denen tümörler de mukozada yerleşik ancak zamanında uygun tedavi yapılmadığında hasta için tehlikeli olabilecek yüksek dereceli kanserlerdir…

Yukarıda tarif edilen klinik evre dışında tümörün davranışını belirleyen mikroskobik evreleme de vardır. Düşük dereceli tümörlerde daha iyi davranış beklenirken, yüksek dereceli tümörlerde daha agresiv bir seyir beklenir.

Tedavi
Mesane tümörü şüphesi olduğunda genel/lomber anestezi altında idrar yolundan girilerek tümör rezeke edilmelidir (Transüretral Rezeksiyon : TUR). Elektrokoter yardımıyla rezeke edilen tümör dokuları patolojik incelemeye gönderilmelidir. Bazı olgularda idrar kesesinin normal görülen bölgelerinden de biyopsi alınmalıdır.

Yüzeyel tümörlerde (Ta, T1) TUR kalıcı bir iyileşme sağlayabilir. Ancak birden fazla tümör varlığında veya tümör çapı 4 cm den büyük olduğunda nüks riski daha fazladır ve bu hastalarda mesane içerisi Mitomycin veya İmmun BCG gibi ilaç solüsyonuyla haftada bir kez 6-8 hafta süreyle yıkanmalıdır.

Tümör adele tabakalarına bulaşmış ise (T2, T3) özellikle genç ve genel durumu iyi olan hastalarda mesanenin tamamen çıkartılması (Radikal Sistektomi) ve ardından barsak mesane yapılması en ideal tedavi yöntemidir. Bu ameliyat sonrası ortotopik mesane (idrar yoluna bağlanan barsak mesane) uygun hastalarda hasta konforu açısından en iyi yöntemdir. Buna uygun olmayan hastalarda ileal loop (karında idrar torbası taşınan yöntem) yapılmalıdır. Bu ameliyatlar günümüzde laparoskopik hatta robotik olarak da yapılmaktadır.

Radikal sistektomi için uygun olmayan veya metastaz yani başka organlara yayılmış olan hastalarda sistemik kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanmalıdır.

Takip
Mesane tümörlü bir hastada daima nüks riski mevcuttur. Bu nedenle hastalar hekimin önereceği aralıklarla periyodik olarak takip edilmelidir. Bu doğrurltuda düzenli idrar testleri ve kontrol sistoskopisi yapılmalıdır. Yüzeyel tümör tanısı konulan hastalarda, ilerideki yaşamları süresince az da olsa mesanenin tamamen alınması gereken bir durum ortaya çıkabilir. Düşük dereceli tümörlerde bu risk daha az, yüksek dereceli tümörlerde ise daha fazladır. Özellikle yüksek dereceli tümörlerde üst üriner sistem yani böbrek pelvisi ve üreter denilen idrarın biriktiği ve iletildiği kanallarda da benzer tümör çıkma olasılığı az da olsa mevcuttur. Bu nedenle böbrekler de 2 yılda bir incelenmelidir.

Incoming search terms:

Penis Eğriliği

Doğuştan olan penis eğriliklerinde penisin iç dokularında kısmi doku yapışıklıkları nedeniyle yapışıklığın bulunduğu yöne doğru eğriliğiyle görülür…

Özellikle ergenlik çağında penisin boyutlarının büyümesiyle ortaya çıkar. Eğriliğin derecesine göre penisin şekli cinsel ilişkiyi zorlaştırabilir veya ilişkiye engel olabilir. Tanı, ereksiyon halindeki penisin görülmesi ile rahatlıkla konur. Doğuştan olan penil eğriliklerin ilaçla tedavisi mümkün değildir. Bu hastalarda cerrahi tedaviyle penis düzeltilebilir. Sonuç tam başarılıdır.
Penis eğrilikleri oluşum nedenlerine bağlı olarak 2ye ayrılır.

1- Doğuştan penil eğrilikler

2- Edinsel sonradan oluşan penil eğrilikler

Penis eğrilikleri aşağıya doğru,yukarı doğru, veya yanlara olmak üzere çeşitli tiplerdedir.
Penisin Edinsel Eğrilikleri genellikle 2 nedenle oluşabilir

1. Ereksiyon halindeki penisin cinsel ilişki sırasında değişik pozisyonlarda veya aşırı zorlamalarıyla maruz kaldığı travmalar sonucu kavernöz dokularda yırtılmalar oluşması. Bu hastalarda hemen cerrahi tedavi ile dokuların tamiri yapılmazsa genellikle peniste eğriliğe neden olabilir. Bu tip eğrilikler daha sonra gene bazı özel cerrahi teknikler kullanılarak ameliyatla düzeltilebilir.

2 Peyronie Hastalığı

Özellikle 40-60 yaş hasta grubunda oluşur. Bu hastalığın oluşum mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır. Nedenleri arasında: Cinsel ilişki sırasında oluşabilecek travmalar, E vitamini yetersizliği gibi sebepler vardır.

Hastalığın yaklaşık 12 ayı bulan akut döneminde peniste ereksiyonla oluşan şiddetli ağrılar ve eğrilik olabilir.

Hastaların az bir kısmında semptomlar kendiliğinden düzelebilir. ilk 12 ayda. Ancak bu dönemin sonrasında önemli bir hasta grubunda belirtiler ilerler ve ağrılar kaybolsa da peniste eğrilik giderek artabilir. Bazen de kum saati gibi boğumlu bir penis görünümüne neden olabilir.

Peyronie hastalığının ilk döneminde 1 yıl ağızdan alınabilecek Potaba, E vitamini, Kolşisin, Tamoksifen gibi bazı ilaçlar 30-40 civarında düzelme sağlayabilir. Lezyonun içine yapılan bazı enjeksiyonlar, Kortizon, Veraporil gibi ile de kısmi düzelmeler görülmüştür.

Eğriliği düzeltmeye yönelik asıl tedavi cerrahidir. Bu amaçla Nesbit ameliyatı, Plikasyon ve Yama Yöntemleri gibi çeşitli cerrahi teknikler kullanılabilir.

Bu belirtilen ameliyatlar hastalarda ereksiyonun normal olduğu durumlarda uygulanır.
Ancak eğer ereksiyon sorunu mevcut ise penis eğriliği Penil Protez ameliyatı ile tedavi edilir.

Incoming search terms:

Sünnet

Tarihçe
Sünnetin tarihi MÖ 6000 li yıllara kadar uzanır. Eski Mısır piramitlerinde bulanan bazı mumyaların sünnetli oldukları görülmüştür. Hz.ibrahim’in adeti olduğu söylenmektedir.Tarih boyunca Mısırlılar,Yahudiler, Babilliler in sünnetli oldukları görülmüştür.
Fakat sünnetin devamlı bir adet haline gelmesi Hz. Muhammed’in (S.A) Müslümanlara tavsiyesi ile kalıcı olarak uygulanmasına vesile olmuştur.Bugün artık sünnet hem peygamberin tavsiyesi hem de tıbbî yararından dolayı yapılmaktadır. Sünnet artık batı ülkelerinde de tıbbî yararından dolayı yapılır olmuştur.

Sünnet olmayanlarda oluşabilecek hastalıklar şunlardır:

1-Sünnet derisi iltihabî hastalıklar. (Balanitis, posthitis)
2-Sünnet derisi darlığı. Bu durum acil sünneti gerektirir. Çünkü idrarını tam yapamayan çocuk içerisinde biriken idrar nedeni ile böbrek yetmezliklerine kadar varan hastalıklara neden olur.
3-Sünnet derisinin uzun ve dar olması nedeni ile derinin geriye kaçarak penis başını boğması.(Parafimosis). Bu da acil sünnet gerektiren bir durumdur. Sünnet olunmazsa penis başının kansız kalması sonucu kangren meydana gelir
4-Sünnet derisi altında taş teşekkülü. Bu salgı normalde sünnet derisi altından salgılanır. Dışarıya atılmazsa taş oluşur.
5-Sünnet derisi altında toplanan idrar sonuçta iltihaba dönüşür ve böbreklere varan hastalıklara sebebiyet verir.
6-Sünnet olan penis dış temaslara sürtünmelere karşı dayanıklı olur. Bu nedenle sık sık yara oluşması önlenir
7-Sünnetlilerde penis başı hassasiyeti azaldığı için erken boşalma dediğimiz izal hadisesi daha azdır.
8-Sünnet olmayanlarda seksüel durumlarda meninin sünnet derisi altında kalmasından ve daha az miktarda atıldığından dolayı kısırlıklar görülmüştür.
9-Sünnetsiz olanlarda selim ve habis kanserler daha sık görülür.Eşlerinde ise Rahim ağzı kanserlerine daha sık rastlanır.
10-Sünnetsizlerde Frengi Belsoğukluğu gibi zührevi hastalıklar daha sıktır.

SÜNNET KAÇ YAŞINDA YAPILMALIDIR ? VE SÜNNET PSİKOLOJİSİ

Klasik görüş sünnetin erken yaşlarda yapılmasıdır. Bugün hâlâ Yahudiler erkek çocuğun doğumundan itibaren 20 gün içerisinde dini tören ile yapmaktadırlar.
Sünnetin 20 gün içerisinde yapılmasının faydaları şunlardır:
1-20 günlük çocukta ağrı duyusu tam gelişmediği için sünnet uyuşturulmadan yapıla bilinir.
2-Pipide damarlaşma çok olmadığı için sünnet sırasında kanama pek olmaz.Çocukta kan durmaması hastalığı (hemofili) varsa bile ciddi bir komplikasyon çıkarmaz.
3-Çocuklarda yara iyileşmesi çabuk olduğu için sünnet yarası çabuk iyileşir.Dikiş koymak gerekmez
4-Sünnet derisi darlıklarında acil sünnet gerektirecek durum önlenmiş olur
5-Yeni doğanda kişilik gelişmediği için sünnet sonrası psişik travma önlenmiş olur

Erken dönemde bu yapılacak sünnet faydalarına rağmen gene de ileri bir tarihe ertelene bilinir. Meselâ hipotrombinemi (kanda trombin azlığı) durumunda sünnet ileri bir yaşa ertelenilir. Çünkü bu durum sünnet sonrası kanamalara neden olur. Böylece tedaviden sonra sünnet düşünülür.
Son olarak şunu söyleyebiliriz sünnet ya ilk 20 günde veya 7 yaşından sonra yapılmalıdır.Çocuğun 1-6 yaş arası özellikle 4-5 yaş arası psikososyal gelişme devreleridir. Bu yaşlarda çocukta pipisini kaybetme korkusu vardır. Anneye de bağlılık son derece kuvvetlidir. Bu yaşta yapılacak bir sünnet psişik travmalara neden olur. 7 yaşından sonra bu psikososyal devre bir durgunluğa girer ve ergenlik çağına kadar devam eder.
Çocukların çok küçük yaşlarda da sünnet edilmeleri tavsiye edilmiyor. Zira bu yaşlarda sünnet olan çocuklar sosyolojik açıdan töre ve törenlerden ayrı kaldığı için ileriki yaşlarda bir eziklik içerisine girebilir.
İleri yaşlarda yapılacak sünnet, çocuğun psikososyal açıdan gelişmesini sağlayacaktır.Toplumun bir üyesi olduğunu fark edecek.Neden sünnet olduğunu ve dini bir vecibeyi yerine getirdiğini anlayacaktır.
Türklerde sünnet olmuş bir çocuğun ruhi ve ve bedeni bakımından olgunlaştığı geliştiği ve serpildiğine inanılır.

SÜNNETİ KİMLER YAPMALI ?

Eskiden ülkemizde sünnet el ustura tutan berberler tarafından yapılırdı. Bunun yanında kendisini sünnetçi olarak tanıtan ve 7 kuşak sünnetçiyim deyip ortaya çıkan kimseler vardı. Bu gün artık pek görülmezse de kırsal kesimde hâlâ bu adet devam etmektedir.
Sağlıklı bir sünneti uzman doktorun yapması gerekmektedir. Böylece bir çok sünnet hatasının önüne geçmiş olunur.
Sünnetin bir uzman doktorun yapmasındaki faydalar şunlardır:
1- Çocukta kan durmaması gibi bir hastalık varsa (Hemofili) bu hastalıktaki yan etkiler verilecek ilaçlar ile önlenir.
2- Sünnet ağrı giderici ilaçlar altında yapıldığı için çocuk ağrı duymaz.
3- Sünnet yarası dikildiği için yara iyileşmesi daha çabuk olur.
4-Köy sünnetçilerinin yapacağı sünnette çocuk ağrı duyacağı için çok huzursuz ve hırçın olur ve zapt edilmesi daha zordur. Bu nedenle çocuğun psikolojisi bozulur.

SÜNNET NASIL YAPILMALI ?

Yıllar boyunca sünnet çeşitli şekillerde yapılmıştır. İlk zamanlarda sünnet derisi iki ip ile kıstırılmış ve arada kalan deri kısmı kesilerek uygulanmıştır. Daha sonra ip yerine çeşitli ağaç ve metal kıskaçlar kullanılmıştır. Yahudiler ortası yarık madeni bir levha (Barzel) kullanırken Osmanlı devrinde her doktorun kendi ismi ile anılan kıskaçları kullanmayı tercih etmişlerdir.
Sünnetin yapılış şekli:
1- Cerrahi Sünnet: Genel hijyenik şartlar hazırlanır. Çocuk mutlaka yatırılır. Çünkü ayakta hem sünnetçi için zor olur hem de çocuk korku ile rahat durmaz.
Genel anestezi ( Narkoz) veya bölgesel uyuşturma (iğne ile) yapıldıktan sonra penis başına 5-6 mm uzaklığında sünnet derisine bir pens veya kıskaç konulur. Burada pens ağzı içerisine veya kıskacın içerisine penisin baş kısmının girmemesine dikkat edilir. Sonra kıskacın hemen altından bir bisturi (neşter) ile sünnet derisi kesilir. Kanayan damar ağızları bulunup tek tek bağlanır. Kesik olan derinin iki ucu 4 dikiş ile uç uçuna getirilerek dikilir. En son kesik yaranın üzeri anti bakteriyel pomat sürülmüş bir bez ile sarılır.
Pansuman gerekmez. Dikişlerde kendiliğinden eriyen cinsten (Katgüt) olduğu için dikiş almaya da gerek yoktur. Bir haftaya kadar dikişler kendiliğinden kopar ve düşer. Çocuk hemen ayağa kalkabilir. Yeme ve içmede bir kısıtlama yapılmaz. 2-3 saat sonra uyuşturucu iğnenin tesiri geçeceğinden çocuk ağrı duymaya başlar. Onun için bu arada ağrı kesici hap, şurup veya fitil verilir.

2- Açık Sünnet Metodu ( Sleeve Tekniği ): Gene hijyenik şarlar sağlandıktan sonra narkoz ve yerel uyuşturucu altında sünnet derisine 2 si sünnet derisinin altına 2 si de üstüne gelecek şekilde pensler konur. Bu pensler arasından bir makas ile boydan boya penis başına 5 mm kalacak şekilde kesilir. Penis başı kollanır. Daha sonra pensler arasıda sünnet derisi kesilir. İki kesik birleştirilir. Kanayan damarlar tutulur ve çevreye 4 adet dikiş konur.

3- Kıskaç Metodu: Sünnet derisi çekilerek söndürülür. Penis başının 5 mm üzerinden kıskaç konulur ve damarlar yapışsın diye biraz beklenir. Bir bisturi ile üstte kalan deri kısmı kesilir. Bu metotta fazla bir kanama olmaz. Çünkü her iki sünnet deri tabakası birbirine yapışmıştır. Deri tekrar penis başı gerisine alınır ve pansuman yapılıp kapatılır.

4-Çan Usulü: (  Gomco Klemp ): Bu usulde özel yapılmış çan şeklinde bir aletten faydalanılır. Bu alet iki kısımdan meydana gelir. Penis başına geçirilen çana benzeyen ana parça ve 2 adette kıskaç.
Çan küçük büyük olmak üzere numaralandırılır. Hangisi penis başına uyarsa bu çanın içerisine penis başı geçirilir. Sünnet derisi çanın dış yüzünde kalır. Üste kalan vida şeklindeki kıskaçlar ile sünnet derisi iyice sıkıştırılır ve 5 dakika beklenir. Sonra sünnet derisi çan üzerinden çepeçevre kesilir. Kanama varsa bu damarlar tutulup bağlanılır ve kanama önlenir. Yara pansuman yapılıp sarılır.

5- Koter Usulü: Burada kesmek için neşter yerine koter kullanılır. Koter, elektrik akımının düşük derecelerinde ısıya bağlı olarak cildi kesen bir alettir. Burada kanama olmaz, olsa bile koter ile bu damarlarda yakılır. Her ne kadar kolay ve kansız bir sünnet gibi gözükse de daha sonra ortaya çıkan yan etkiler çok fazladır. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı yasaklamıştır. En büyük yan etkisi yara iyileştikten sonra nedbe dokusu denilen sünnet derisinin aşırı büyümesi ve bu bölgenin hissiz olmasıdır. Damarlar yakılırken sinirlerde harap olacağı için çocuğun ileri yaşlarda erken boşalma ve sertleşme problemi olma ihtimali vardır.

6- Lazerle Sünnet: Koter yerine kesici olarak lazer kullanılmaktadır. Günümüzde yan etkisi tam olarak bilinmediğinden kullanılması  tartışmalıdır.

SÜNNET HATALARI:

Sünneti ehli olmayanlar yapınca sünnet hatalarının ortaya çıkması kaçınılmazdır. Acele ile yapılan hijyene dikkat edilmeyen sünnetlerde yan etkiler ve hatalar çoktur.
1- Sünnet derisinin az kesilmesi: Çok sık görülür. Mahsuru yoktur. gerekirse 2 ci bir işlem ile fazlalık kesilir.
2- Penis başının kesilmesi: Dikkatsizlik sonrası oluşur. Tamiri çok güçtür. Tam kesiklerde protezden başka çare yoktur.
3- Penis başı altındaki derinin fazla kesilmesi ile buradaki dış idrar yolunun da beraber kesilmesi.
Çocuk idrarını penis başı alt yüzünden yapmaya başlar.
4- Kanama : Sık görülür. Tedavide sünnet yarası açılır kanayan damarlar tutulur.
5- Penis kangreni: Sık olmamakla beraber penisin sıkı bağlanması sonucu oluşur.
6- İdrar dış deliği penisin alt kısmında olduğu durumlarda (Hypospadias=Yarım Sünnetli Doğma) sünnet yapmamalıdır. Çünkü bu çocuklara bir ameliyat gerekmektedir. Bu ameliyat ile idrar dış deliği penisin uç kısmına alınır. İşte ameliyat esnasında sünnet derisi kullanılacağı için bu çocuklar sünnet edilmezler. Bunu bilmeyen sünnetçi yanlışlıkla sünnet ederse çocuğun ameliyat başarı şansını kaybettirir.
7-Temizliğe ve hijyene dikkat edilmezse iltihaplanma meydana geliri. Cerahat toplar bu da çocukta ateşin yükselmesine sebep olur. Titreme, bulantı ve kusmalar meydana gelir.
8. Penis Başı Aşırı duyarlığı: Sünnetten sonra 3 ay kadar sünnet başında aşırı duyarlılık oluşabilirse de bu zaman içerisinde kaybolur.
9. Sünnet sonrası sıkı bandaja bağlı olarak idrar yapamama durumu olabilir.

Incoming search terms:

Geç Boşalma

Bu problemi olan erkeklerin genellikle ereksiyon kusuru veya cinsel isteksizlik problemleri yoktur. Dolayısıyla problemleri direkt olarak sertleşme sorunu ile alakalı değildir…
Bilinmesi Gereken Fiziksel Faktörler, Boşalma birikme ve atılma olarak iki bölümde gerçekleşir. Birikme döneminde penisin kök kısmında meni birikir ve orgazmın yaklaştığı hisleri duyulur. Atılma döneminde penisin kökünde yer alan çizgili ve bulber kasları kasılır, ejakulasyon gerçekleşir ve orgazm oluşur. Maalesef, bu ikinci atılma dönemi istemli kontrolümüzde olan sinir sisteminin kontrolündedir. Bilinçli ve bilinç altı düşünceler ejakulasyonu etkileyebilir. Bu durumun oluşmasında fazla stresin de rolü göz ardı edilmemelidir. Adalelerini kasılmış olarak tutmak için sürekli gergin hisseden bir erkek aynı zamanda penis kökündeki adaleleri de kontrol etmek için çok gayret etmektedir ve genel olarak rahatlamak, gevşemek için uygun bir yol bulunması gerekmektedir.

Fiziksel sebepler arasında şeker hastalığı, sinir hasarı, prostat hastalığı, idrar yolu daralması, boşalma zorlukları olabilir ve bu durum tıbbi tedavi gerektirir. Bazı ilaçlar örneğin: beta blockerlar ve bazı anti-depresanlar boşalmaya engel olabilir.

Bilinmesi Gerek Psikolojik Faktörler:
İki tür erkekte geç boşalma problemi sıklıkla görülebilir:

1.Suçluluk duygusu içinde veya başka güçlü duygularla cinsel ilişkiye başlayanlarda olabilir.

2.Daha çok yaşlılarda görülen kendiliğinden seks yapma isteğinin azaldığı ve sertleşme için daha çok fiziksel uyarılma gereken durumlar olabilir.

Bu durumda olan erkeğin eşinden tipik olarak şöyle bir soru gelebilir:

Soru: Eşim veya partnerimle 5 haftadır birlikte oluyorum ama o benimle hiç orgazm olmadı. Sorun bende mi, yoksa onda mı?

Cevap: Boşalma sorunu yaşayan çoğu erkekte biyolojik olarak sorun yoktur. Ancak kadınla birlikteyken boşalamayan erkekte cinsel teknik ve davranış problemleri birlikte bulunabilir. Örneğin çoğu erkek seks yapmayı mastürbasyon ile öğrenir. Mastürbasyon ile orgazm olmak için harcanan süre iki kişinin cinsel ilişki için harcadığı süreden çok çok kısadır. Ayrıca penise gelen uyarı daha hızlı ve yoğundur. Dolayısıyla bu erkekler seks yapmaya başladıklarında hisler yeterince uyarıcı veya yoğun olarak algılanmayabilir.

Böyle bir problemin çözümü ön sevişme döneminde erotizmi arttırmakla mümkündür. Bu yardımcı olmazsa ve karşı cinsle ilişkileri zayıfsa içinde olduğu gerginlik boşalma refleksini engelliyor olabilir. Bu durumda partnerinizi rahatlatmaya yönelik bir oyun havasında uygulayacağınız bir fiziksel terapi yardımcı olacaktır: Partnerinizden sizin yanınızda mastürbasyon yapmasını isteyin, ve bunu bir oyun gibi eğlenceli olmasını sağlayın. Bir sonraki sefer mastürbasyon sırasında sizden biraz yardım almasını isteyin. Daha sonra, vajinanın içine boşalmasını deneyin. Bu durum başarılı bir şekilde sonuçlanırsa, partnerinize bunun normal gidişatta bir cinsel ilişki olduğunu ve Sizin istediğiniz şekilde boşalmanın gerçekleştiğini hatırlatın. Bazen erkeğe fantazilerinden bahsettirmek veya güçlü erotik cümleler veya görüntüler yardımcı olabilir. Bu uygulamaların sırasında partnerin seks, kadınlar hakkında düşündüklerini anlattırmak tedaviye yardımcı olur.

Dini kökenli baskılar var mı? Kadının adet kanamaları, vücut kokusu kendisini etkiliyor mu? Gibi faktörlerin geç boşalmaya sebep olması mümkündür.

Geç boşalan erkeklerin derin kaygıları olabilir. Kendilerini rahat bırakmaktan, kontrolü kaybetmekten korkuyor olabilirler.Bu durumda erkeğin kendini gevşetme ve rahat bırakma egzersizlerini denemesi de yardımcı olabilir.

Yukarıdaki yöntemlerle çözülemeyen durumlarda birkaç hafta beraberce terapi seanslarına katılmak gerekli olabilir. Uzman kişilerce yürütülen bu terapilerde bazı teknikler öğretilerek boşalma temin edilebilir. Doktorunuz size yardımcı olacak tavsiyelerde bulunacak, bazı hallerde de psikoterapi önerecektir.

Sakal Çıkarma

Orjinal minoxidil kullandınız mı? Kalitesiyle dünyanın her yerinde bilinen en başarılı sakal çıkarma ürün minoxidildir. Geçtiğimiz yıl minoxidil kullanan sayısı 700.000 ‘i bulmuştur ve %92 oranında başarılı sağlamıştır. Özellikle köselerin vücudunun çeşitli bölgelerinde sakal çıkmasını sağlayan ve çeşitli şekillerde sakalların uzamasını sağlayan %100 bitkisel bir üründür. SSS bölümünde ürünle alakalı diğer ayrıntıları bulabilirsiniz. Minoxidil nedir? Nasıl kullanılır ayrıntılı bilgi için bizimle irtibata geçiniz.