Archive for » 2010 «

Şok

Dolaşım sistemi, kanın tüm hücre ve dokulara ulaşmasını sağlar. Bu sistem sayesinde her hücreye oksijen ve besin maddesi taşınır ve hücrelerden metabolik atıklar uzaklaştırılır.

Beyin, medulla spinalis ve kalp gibi organların devamlı ve belirli miktarda kana gereksinimleri vardır ve kan akımının kesilmesine birkaç dakikadan fazla tahammül edemezler. Aksi halde, hücreler ya ölürler ya da fonksiyonlarını kaybederler.

Kalp, kanın dolaşım sistemi içinde sürekli dolaşmasını sağlar; bir dakikada ortalama 6 lt kanı, sadece 6 lt alan sisteme pompalar. Dolaşım sistemi tarafından, vücudun her tarafına yeterli miktarda kanın pompalanamadığı duruma ŞOK denilmektedir. Şokun oluşabilmesi için, mutlaka kişide bir sorun olmalıdır ve bu sorun kontrol altına alınamadığı için kişinin durumu gittikçe bozulmalıdır. Örnek : kişinin bacak kemiği kırılmış, şiddetli kanıyor ve hiçbir müdahale yapılmamışsa, şok gelişir.

Şoku oluşturan en önemli nedenler : – aşırı kan kaybı

- geniş ve derin yanıklar sıvı kaybı

- aşırı kusma ve ishal

- aşırı terleme .

Şok Çeşitleri :

Hipovolemik Şok : Damar içinde dolaşan sıvı hacmindeki azalma nedeniyle görülen şok çeşididir. Nedeni: Ani ve şiddetli sıvı veya kan kaybıdır.

Metabolik Şok : Damar dışı vücut sıvılarının kaybı söz konusudur. Nedeni: Aşırı kusma, ishal, terleme veya diyabetik koma olabilir.

Anaflaktik Şok : Şiddetli alerjik reaksiyon söz konusudur.

Nörojenik Şok : Sinir sisteminin dolaşım sistemi üzerindeki kontrolü kaybolmuştur.

Şokun Belirti ve Bulguları :

- Huzursuzluk ve endişe – Bakışlar mat ve anlamsız, gözbebekleri genişlemiş

- Hızlı ve zayıf nabız – Susama hissi

- Soğuk ve nemli deri – Bulantı ve kusma

- Aşırı terleme – Hipotansiyon

- Solukluk ve siyanoz – Hızlı gelişen şokta, şuur kaybı

- Yüzeysel, hızlı, zor, düzensiz ve tutuk solunum (özellikle göğüs yaralanmalarında)

Şokta İlkyardım :

- Öncelikle ABC değerlendirilir ve devamlılığı sağlanır (bkz : temel yaşam desteği) .

- Sıkı giysiler gevşetilir.

- Şok Pozisyonu verilir: bacaklar 25-30 cm yükseğe (kalp seviyesine) kaldırılır.

- Kanama durdurulur, kırıklar desteklenir, yaraların pansumanı yapılır.

- Isı kaybına karşı hastanın üstü örtülür.

- Hastanın nabzı, solunumu düzenli aralıklarla kontrol edilir.

- Yiyecek ve içecek kesinlikle verilmez.

İlkyardım

TANIMI :
Ani olarak hastalanan veya kazaya uğrayan kimseye anında, olay yerinde ve çevre imkanlarından yararlanılarak yapılan, tıbbi olmayan geçici müdahaleye İLKYARDIM denir.

İLKYARDIMDA AMAÇLAR :

1- Hayat kurtarmak

2- Durumunu korumak

3- Sakatlıkları önlemek

İLKYARDIMDA 6 SAFHA :

1- Tedbir (İlkyardımcının kendisinin ve kazazedenin güvenliğinin sağlanması)

2- Teşhis

3- Tedavi

4- Telekomünikasyon (haberleşme)

5- Triaj (öncelikli kazazedenin belirlenmesi)

6- Taşıma

İLKYARDIMCI’ da bulunması gereken özellikler :

1- Her zaman tedbirli olmalıdır

2- Soğukkanlılığını korumalıdır

3- Cesaret gösterilerinden ve emin olmadığı uygulamalardan kaçınmalıdır

İLKYARDIM’ da haberleşebilecek telefon numaraları :

110 İtfaiye

112 Ambulans

114 Zehir Danışma Merkezi (Sağlık Bakanlığı)

154 Trafik polisi

155 Polis imdat

156 Jandarma imdat

ECZADOLABInda bulundurulması gereken malzemeler

1- Üçgen sargı bezleri ( 1, 2 , 3 , 4)

2- Rulo sargı bezleri

3- Steril gazlı bezler

4- Flaster

5- Çengelli iğneler

6- Pamuk

7- Yara bandları

8- Antiseptik solüsyonlar (Batikon/Mersol 50 ml/100 ml )

9- Turnike lastiği *

10- İlkyardım rehberi

11- Ağrı kesici

İLKYARDIM ÇANTASInda yukarıdaki malzemelere ek olarak bulundurulacaklar :

12- Tebeşir

13- Makas

14- Cep feneri

15- Kağıt, kalem

16- Boyunluk (servikal kollar)

* Turnike lastiği gerekli değildir; onun yerine, üçgen sargı bezi, kravat veya herhangi bir kumaş parçasını kullanmak daha uygundur.

Kanama ve Kanamaların Kontrol Altına Alınması

Kanama, tartışmasız, belli başlı acil sorunlardan biridir. Kanama mutlaka kısa sürede belirlenmeli ve ciddiyeti değerlendirilerek, kontrol altına alınmalıdır.

Kanın damar dışına çıkmasına KANAMA (HEMORAJİ) denir. İç ve dış kanama olmak üzere ikiye ayrılır.

İç kanamalar gözle görülemediklerinden, belirlenmeleri ve en kısa zamanda hastaneye ulaştırılmaları önemlidir. Halbuki dış kanamalar gözle görülebilir ve durdurulma yöntemleri ile kontrol altına alınabilirler. Kanama başlangıçta halsizlik yapar, eğer kontrol altına alınmazsa şok ve ölüm gelişebilir.

Normal bir erişkinin vücut ağırlığının ortalama 1/13’ ünü kan oluşturmaktadır. 70 kg’ lık bir kişide 5-6 lt civarında kan bulunduğu varsayılmaktadır. % 10 oranındaki kan kaybı (ortalama erişkinde 600 ml, çocukta 200-300 ml, bebekte 25-30 ml ) oldukça tehlikelidir.

Kanamaların Sınıflandırılması :

I- Kanamanın meydana geldiği yere göre :

1- İç kanama

2- Dış kanama

II- Kanayan damarın cinsine göre :

1- Atardamar (arter) kanaması : Parlak kırmızı renklidir, kalp atımı ile eşzamanlı fışkırır

2- Toplardamar (ven) kanaması : Koyu kırmızı renklidir, devamlı akar

3- Kılcaldamar (kapiller) kanaması : Devamlı, yavaş, sızıntı şeklinde akar.

** Kısa sürede fazla miktarda kan kaybını vücut dengeleyemez (tolare edemez) ve şok gelişir. Oysa az miktarda ve uzun zaman süresi içindeki kan kaybını vücut kısmen de olsa dengeleyebilmektedir. Örneğin: kan verme işleminde 500 ml kan, 10 – 15 dakika gibi bir zaman zarfında ve kontrollü olarak alındığından, vücutta herhangi bir sorun oluşturmamaktadır.

1- İÇ KANAMA

İç kanamanın vücut dışında en sık görülen belirtileri ezikler ve çürüklerdir. Bu belirtiler yumuşak doku içine kanama olduğunun göstergesidir. İç kanamalar, gözle görülemeyen kanamalar olmasına rağmen, dışa açılan bir iç organda meydana gelmişse, daha kolay ve çabuk fark edilirler; örneğin : mide, akciğer, böbrek kanamalarında olduğu gibi. İç kanamayı düşündüren bulgular genellikle hipovolemik şoka ait bulgulardır.

İç kanama bulguları :

- Nabız zayıf ve süratlidir (ipliksi)

- Deri soğuk ve nemlidir (yapışkandır)

- Gözler donuk, gözbebekleri genişlemiş ve ışık refleksi zayıftır

- Hastada genelde susuzluk hissi ve huzursuzluk vardır

- Bulantı, kusma olabilir

- (Geç bulgu: Kan basıncı düşer)

İlkyardım: Herhangi bir vurma, çarpma, darbe sonrası bu belirtiler söz konusuysa, bu durumda yapılacak en doğru şey, kişiyi bir an önce hastaneye ulaştırmak olmalıdır. (bakınız: şok)

2- DIŞ KANAMA

Kanamayı durduran savunma mekanizmaları damarın kesilmesi sonucu hava ile temas edince faaliyete geçerek önce kesilen damar uçlarının büzülmesini sağlarlar. Daha sonra kesik damar uçlarında pıhtı oluşur, pıhtı büyüyerek damarı tıkar ve böylece kanama durur.

Vücuttaki pıhtılaşma mekanizmalarını dokular ve doku sıvıları uyarır. Normalde atardamar ve toplardamardaki kan, aradaki damar duvarı nedeniyle, doku ve doku sıvıları ile temas etmediğinden, damar yaralanmadıkça pıhtılaşma olmaz. Damar yaralandığında, kanama fazla olacağından pıhtılaşma gecikebilir, o nedenle pıhtılaşmayı hızlandırmak için kanama durdurma yöntemlerine başvurulur.

Dış kanamaları durdurma yöntemleri :

- Parmakla (lokal, yerel) basınç (1, 2 )

- Basınçlı sargı

- Yaranın üstünde yer alan artere / damar köküne basınç (femoral arter, brakial arter, temporal arter, vd)

- Elevasyon ( kanayan kısmın kalp seviyesinde veya üzerinde tutulması )

- Turnike

- Atelleme ( kanamayı doğrudan durdurma yöntemi değildir ! Kırıkların sabitlenmesi sonucunda kanamanın da kontrol altına alınmasını sağlar ).

TURNİKE : Diğer yöntemlerle durdurulamayan kanamalarda en son seçenek olarak uygulanmalıdır. Genellikle organ kopmalarında veya derin arter kesilerinde, tek kemikli olan üst kola veya üst bacağa uygulanır. Amaç, kanayan atardamarı, kemik ile deri arasında sıkıştırarak, yaralı yere olan kan akımını engellemektir. Ara ara gevşetilmelidir, aksi halde gangren gelişebilir.

İp, tel, ince sert lastik cilde zarar vereceğinden kesinlikle kullanılmaz.

Üçgen sargı bezi, çorap, kravat veya herhangi bir enli kumaş parçası ile turnike yapılabilir.

Turnike en fazla iki saat uygulanabilir. Gevşetme süresi ilk bir saatte 10- 20 dakikada bir, sonraki bir saatte ise 5-10 dakikada bir olmalıdır. Gevşetme süresi turnike uygulanan yerin, yaralı kısma olan uzaklığı ile ters orantı olmalıdır. Mesafe uzunsa, gevşetme süresi kısa olmalıdır. Turnike gevşetildiğinde, lokal basınç yapılmalı ve cilt normal rengine döndüğünde, turnike yine sıkılmalıdır.

DESTEKLEME (ATELLEME) : Yaralı kol veya bacaklardaki kanamaların çoğu, kırılan kemiğin sivri uçları ile kasların yırtılması ya da kırılan kemiğe yakın damarların yırtılması sonucunda meydana gelir. Kol veya bacak sabitlenmezse, hasar ve kanama devam eder. Ekstremitenin (kol veya bacak ) sabitlenmesine destekleme denilmektedir. Kırık kemik uçları kontrol altına alındıklarında kanama da azalacaktır.


EPİSTAKSİS (BURUN KANAMASI) :

Kafatası kırığı, darbe sonucu oluşan yüz yaralanmaları, sinüzit, enfeksiyon, burun anomalisi, yüksek tansiyon, kanama bozuklukları gibi nedenlerle oluşabilir.

İlkyardım:

- Kişi dik oturtulur, başı hafif öne eğilir ve burun kanatlarından iki parmakla bastırılır.

- Burna, alna ve enseye soğuk ıslak bez konarak lokal soğutma ile kanama kontrol altına alınabilir.

- Özellikle endişeli ve yüksek tansiyonlu kişilerin sakinleştirilmesi önemlidir.

Kanamaların tanımında kullanılan bazı terimler :

HEMATEMEZ : Kusmuk ile kan gelmesi

HEMOPTİZİ : Öksürükle kan gelmesi

HEMATOM : Deri altında yumuşak dokuda kan birikimi ile oluşan yumuşak kitle

EKİMOZ : Deride siyah ve mavi renk değişikliği; morluk,çürük.

MELENA : Katran gibi siyah dışkı

HEMATOŞEZİ : Rektumdan parlak kırmızı kanama

HEMATÜRİ : Kanlı idrar

Dolaşım Sistemi ve Kalp Masajı

Dolaşım sistemi; arterler, arterioller, kapiller, venüller ve venlerden oluşan birbirine bağlı tüplerin oluşturduğu karmaşık bir sistemdir.

Kalp, bu sistemin içinde, itici bir güç olarak merkezde yer almaktadır. Kan, kalbin oluşturduğu basınçla tüm vücudu dolaşır. Kalp, yaklaşık olarak kişinin yumruğu büyüklüğünde, içi boş, kastan oluşan bir organdır. Septum denilen bir duvarla ortadan sağ ve sol olarak önce ikiye, bunlar da tekrar üst ( atrium > kulakçık ) ve alt ( ventrikül > karıncık ) olmak üzere ikiye bölünür; toplam dört boşluktan oluşur.

Vücuttan dönen kirli kan sağ kulakçığa, sağ kulakçıktan sağ karıncığa geçer, sağ karıncıktan da temizlenmek üzere pulmoner atardamarlarla akciğerlere taşınır. Akciğerlere ulaşan kan CO2 – O2 değişiminden sonra pulmoner toplardamarlar vasıtası ile vücuda pompalanmak üzere sol kulakçığa, oradan sol karıncığa geri taşınır, sol karıncıktan da aorta vasıtası ile vücuda dağıtılır. Kulakçık ile karıncık (Atrium ile ventrikül) arasındaki akışlar, geri dönüşe izin vermeyen kapaklar tarafından kontrol edilmektedir. Kanın geri dönüşünü önleyen bu sistemler sayesinde dolaşım sistemi tek yönde hareket ederek normal akışını sürdürür (arter:atardamar; kapiller:kılcaldamar; ven: toplardamar).

Nabız : kanın sol karıncıktan büyük atardamarlara pompalanması sırasında, uç noktalardaki atardamarlarda (periferik arterlerde) oluşturduğu dalgalanmadır. Kalp atışının uçtaki atardamarlardan (periferik arterlerden) hissedilmesine NABIZ denir.

Normalde nabız (kalp atım hızı/sayısı) erişkinde 60-90 kez/dk, çocukta 80-100 kez/dk, bebekte 100-120 kez/dakika civarındadır.

Nabız alınan noktalar: Boyun (karotis arter, şah damarı), el bileği (radiyal arter), kasık (femoral arter), dirsek içi (brakiyal arter), diz arkası ( popliteal arter), ayak üstü, kulak önü, şakak vd.

* Bebeklerde nabız, dirsek çukurunun hemen yukarısından, kolun iç kısmından ( brakiyal arterden ) alınabilir .

** Şah damarından canlı kişilerin nabzı alınmaz; 5 saniyeden uzun süre ve çift taraflı kesinlikle bastırılmaz aksi halde kalp zarar görür (bradikardi gelişir).Önceleri, solunumu durmuş ve nabzının da olmadığı varsayılan kişilerde nabız kontrolü için şah damarından bakılıyordu, ancak 2005 yönergelerine göre bu kaldırıldı..

*** Nabız alınırken, damarın üzerine çok hafif ya da fazla bastırılırsa, nabız hissedilmeyebilir.

Kan basıncı (arteryel tansiyon ), kanın arterlerden geçerken arter duvarına yaptığı basınçtır. Sol ventrikülün ( karıncık) kasılarak kanı aortaya pompalamasına SİSTOL ( büyük tansiyon, maksima ), gevşeyerek kanla dolmasına ise DİYASTOL ( küçük tansiyon, minima ) denilmektedir.

Kan basıncının ortalama değerleri erişkinde 110-120 / 70-80 mmHg, çocukta 90 / 60 mmHg, bebekte 70 / 50 mmHg’dır.

Kan basıncı, kolda dirseğin 3 cm üstünden, bacakta ise diz üstünden ölçülür.

KALP BASISI

Eğer nabız alınamıyor, gözbebekleri büyümüş ve ifadesiz ise, kalp durmuş demektir ve yeniden çalışması için hemen girişim yapılmalıdır. Kalbin yeniden çalışması için yapılan girişime KALP MASAJI denir.

Kalp masajının yapılabilmesi için kalbin tamamen durduğundan emin olunmalıdır.

YAVAŞ TA OLSA ÇALIŞAN KALBE ASLA MASAJ YAPILMAZ !

UYGULANIŞI: Tüm yaş gruplarında göğüs kemiğinin alt yarısına, göğüs kemiği üçte bir oranında içe çöktürülecek şekilde bastırılır. Burada dikkat edilmesi gereken, göğüs kemiğinin(sternumun) ucundaki ksifoid denilen kıkırdak çıkıntının üzerine bastırılmamasıdır. Aksi halde bastırıldığında kırılabilecek bu çıkıntı iç organlara zarar verebilir. O nedenle sternumun alt ucu bulunup el onun yukarılarına yerleştirilmelidir. Önerilen: elinizi göğüs kemiğinin tam ortasına yerleştirin !!!

Yardım gelene kadar, kazazede/hasta (K/H) hareket edene kadar ya da siz tükenene kadar TYD ne devam edilir.

ERİŞKİNDE(8 yaş üstü) : Sternumun ( göğüs kemiğinin ) 1/2 alt kısmına veya sternumun alt ucunda yer alan ksifoid denilen çıkıntının iki parmak üstüne uygulanır. Uygulamacı hastanın yanına, göğüs kemiğine paralel olarak diz çöker. Elinin topuk kısmını ksifoidin iki parmak üstüne yerleştirir. Diğer elinin topuk kısmını da o elin üzerine yerleştirir. Kollarını bükmeden, omuzdan kuvvet alarak göğüs kemiğini, göğüs yüksekliğinin üçte biri içeri çöktürülecek (4-6 cm) kadar bastırır.

ÇOCUKTA(1-8 yaş arası) : Erişkinle aynı yere ancak tek el veya çocuğun gelişimine göre iki elle; göğüs yüksekliğinin üçte biri içeri çöktürülecek( 2,5-4 cm) kadar basınç uygulanır.

BEBEKTE : İki meme başının ortasına iki parmak ( orta ve yüzük parmakları) yerleştirildikten sonra göğüs yüksekliğinin üçte biri içeri çöktürülecek (1,5-2,5 cm) kadar bastırılır .

GLOKOM (KARASU)

Göz duvarının iç yüzeyi bir basınç altındadır. Bu durumu, kabaca, gözkapakları kapalıyken gözün üzerine iki parmakla basarak saptamak mümkündür. Göz doktorları özel aygıtlar yardımıyla bu basıncı kesin olarak saptayabilirler. Basıncın sürekli artmasına glokom ya da karasu adı verilir. Genellikle gözlerin ikisi birden bu hastalığa yakalanır. Hastalık, görme sinirlerinin zedelenmesine ve görüş açısının daralmasına neden olur. Göz içindeki basıncın artması, başka göz hastalıklarında da görülebilir. Fakat çoğu zaman tamamen sağlıklı gözleri yakalayan bir hastalıktır ve sinirsel etkenler büyük rol oynarlar.

Belirtileri:

İki tür glokom vardır. Basit glokom, krizlere neden olmaz, ama görme güçlükleri hastayı doktora gitmeye zorlar. Ameliyatlar bu durumda etkili olmaz ve çoğu zaman muhtemel bir körlüğün önüne geçilemez. iltihaplı glokomda geçici göz kararmaları, gözlerin önünde renkli daireler görülmesi, hafif baş ve göz ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Şiddetli ve tek yanlı baş ağrısı, göz. boşluğunda dayanılmaz basınçlar yapar. Alında, dişlerde, yanaklarda zonklama ve görme güçlükleri glokom krizlerinde ortaya çıkan şikayetlerdir. Göz akları kriz sırasında kanlı ve suludur. Kornea tabakası dumanlı, gözbebekleri büyük ve sabittir.

Seyri:

Glokom krizleri günlerce ya da haftalarca sürebilir. Krizler ne kadar uzun sürer ve ne kadar sık görülürse hasta1ığın iyileşme şansı da o kadar azalır. Bazen bir tek kriz kör1üğe yol açabilir. Krizler arasında tüm belirtiler sürebilir ya da iltihaplı bir durum olabilir.

Tedavi:

Erken tedavi şarttır. Eğer bir iyi1eşme olmazsa ameliyat gerekebilir. Önemle üzerinde durulması gereken konulardan biri de genel tedavidir. Heyecan ve ruhsal zorlamalardan kaçınmalı, hafif giysiler giymeli, giysinin yakaları boğazı sıkmamalıdır. Yere doğru eğilerek çalışmalardan, ağır kaldırma ve ağır eşya taşımaktan kaçınmalıdır.