Film Seyretmek

Türk sinemasının son yıllardaki en güzel örneği ”Vizontele” ikilisidir. Bu kadar doğal, bu kadar gerçek, bu kadar samimi, bir o kadar da hayatın ta kendisi film olabilir mi? Saf Anadolu insanının bu kadar güzel bir tasviri yapılabilir mi?

Filmle beraber çekirdek yemeye bir başlıyorsunuz ve o güzelliğe kendinizi öyle bir kaptırıyorsunuz ki, her taraf çekirdek kabuğu yığını  olmuş, dudaklarınız kabarmış olarak buluveriyorsunuz. Bu durumu ancak birisi çay demleyip geldiğinde bardağa ağzınız deyince anlıyorsunuz. Hemen yanınızdakine dönüp;

o Amaaan, buna da insan bi başladı  mı bırakmak bilmiyor… diye söylüyorsunuz.

Bu cümle çekirdek yemenin arkadaşı gibidir. Çekirdek yiyen herkes bunu söylemek zorundaymış gibi mutlaka söyler. Ama bu bir dert yanmadan çok, mutluluğu paylaşmanın verdiği keyiftir. Aynı çekirdeği yemekten kendimizi alamadığımız gibi bunu söylemekten de kendimizi alamayız

Tam bunu söylerken filmin en muhteşem sahnelerinden biri gelir ekrana. Filmde; televizyon seyreden herkes çekirdek çıtlıyor. Etrafta en ufak bir ses bile yok . Sadece televizyondaki adamın sesi ve çıtlama sesi duyuluyor. Aynı durumun o anda kendinizde de olduğunu fark edince birden film ile bir olup, sanki filmin bir kahramanı oluveriyorsunuz. Kendinizi bir tuhaf hissediyorsunuz, dudaklarınızda küçük bir tebessüm ile beraber içinizi bir sıcaklık hissi kaplayıveriyor.

Tam o suratınızdaki mutlu maymun ifadesi devam ederken başka bir sahne geliyor ekrana…

Askere giden delikanlı, sevdiği kıza bir kolye veriyor.

* Bunu almanı istiyorum.
* Nedir bu?

o İçinde yaramın kabugu vardır. Seninle ilk tanıştığımız gün düşmüştüm. Sonra kabuğunu koparıp sakladım.
o …..! (kızın yüzündeki şaşkın ifadeyi görünce devam eder)
o Aslında çok saçma olduğunu biliyorum. Sana fotoğraf versem bakar bakar alışırsın ama yara öyle degildir. Etimden bir parçadır. Bakar bakar acırsın.

Allah Allah! dobra dobra erkekçe sevmenin bu kadar güzel, bu kadar doğal bir anlatımı olur mu? Böyle doğal bir sevgi gösterisi olur mu? Ne kadar güzel, ne kadar samimi, ne kadar gerçek…

Boğazınız kuruyor. Yanınızdaki su getirsin diye gözlerinin içine bakıyorsunuz ama bişey söylememek lazım. Zaten gözünün kenarı hafif nemlenmiş, hele bir de ”ben susamadım, sen kendin iç” derse… Yok yok en iyisi siz üşenmeyin de gidip kendi suyunuzu kendiniz alıp gelin.

En güzel film sahneleri yüreğinizde yaşansın…

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın